Can Kıraç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Can Kıraç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Mayıs 2009 Cuma

CAN KIRAÇ’TAN TAVSİYELER

Çok uzun yıllar Türk otomotiv sektörüne hizmet veren Can Kıraç’ın gençlere tavsiyeleri var. Günümüz koşullarını çok rekabetçi bulan Kıraç, gençlerin ukalalığa kaçmadan ne istediklerini iyi ifade etmeleri gerektiğini düşünüyor. Ukalalığa kaçan tavır sergileyen pek çok gençle karşılaştığını söyleyen Kıraç: “2000’li yıllarda işveren durumundaki kurumlarda yurtiçi ve yurtdışı rekabet geliştiği için iyi yetişmiş gençler tercih ediliyor. İyi yetişmek bana göre meslek sahibi olmak, 2 dili çok iyi bilmek ve bilgi teknolojilerine hakim olmak demek. Ne yazık ki günümüzde yeni neslin ‘bana özel araba ve cep telefonu tahsis edecek misiniz?” gibi sorularına şahit oldum. Ne istediğini bilen gençlere güvenmek gerek ama bazen aşırıya kaçıyorlar. Dengeli ve dikkatli olmaları lazım..”. Kendine güvenen gençlere asla teslim olmamalarını öğütleyen Kıraç’a göre fizyonomiye her zaman dikkat etmek, ve anadile vakıf olmak çok önemli. Birçok umut bağladığı gencin kendi diline vakıf olmadığını, kendini yeterince ifade edemediğini görüp hayal kırıklığı yaşadığını anlatan Kıraç, “Bizim zamanımızda Vehbi Bey iki yerde tutunamayanı işe almayın derdi ama bugün dengeler değişiyor galiba. Gençler ümitsizliğe kapılmadan direnmeliler” diyor.
Platin Dergisi 2004

BERNAR NAHUM ANLATIYOR...

Otomotiv sektörünün duayenlerinden Bernar Nahum, Can Kıraç’ın Koç Grubu’na girişi hikayesini şöyle anlatıyor: “Can’ın babası Ali Numan Kıraç ile Marshall Planı tebliğlerini hazırladığımız sırada Can Ankara Üniversitesi ’nde okumaktaydı. Bir gün Numan Bey bana Can’ın fakülteyi bitirmek üzere olduğunu on küsür yıl önce kendisine vermiş olduğum sözü yerine getirip getiremeyeceğimi sordu. Ben de cevaben: ‘Can çok popüler bir sima oldu. Türk Milli Talebe Federasyonu Başkanı sıfatını taşıyor. Bu durumda bir şirkete memur olarak girmek isteyeceğinden pek emin değilim...’ O yıllarda bir şirket sorumlusu zamanının yarısını ticaret bakanlığı koridorlarında geçirirdi. İşte gene böyle bir durum ortaya çıkmıştı. Ticaret Bakanı’nın özel kalem müdüründen bakanın beni kabul etmesini rica etmiştim. Özel kalem müdüründen o gün için bunun imkansız olduğunu bakanın Can Kıraç başkanlığında Talebe Federasyonu heyeti ile görüşmekte olduğunu ve görüşmenin uzun süreceği cevabını almıştım... Ben koridorda biraz daha dolaştıktan sonra, bakanlıktan ayrılırken yanıma çok yakışıklı bir genç yaklaştı: “Siz Bernar Nahum değil misiniz?” diye sordu. “Evet” cevabını verdim. O da “Ben Can Kıraç’ım” dedi. Bu kadar yıldan sonra kendisini tanıyamamam çok normaldi. “Sen çok yükselmişsin bakandan aşağısıyla görüşmezsin” dedim. “Siz bunlara bakmayın, yakında sınavlarım bittikten sonra öğrencilik hüviyetimi kaybederim. Bugün gösterilen ilgi unutulur gider” diye cevap verdi. Can hoşuma gitmişti! “Sınavlarını ver, diplomanı al ve derhal bana gel” dedim. Can Kıraç 29 Ağustos 1950 günü otomotiv şubesinin ziraat makinaları kısmında işe başladı. Tam hasat zamanı olduğundan teknisyenlerimiz tarlada biçer döverlerin tamir ve bakımıyla meşguldüler. Can’a da tulum giydirerek, yanına bir makinist verdim ve tarladaki çalışmalarda yardımcı olmasını istedim. İtirazda bulunmadan görevi kabul etti... Böylece 37 yıl Can’la beraber çalıştık....
Platin Dergisi 2004

Tepe Yöneticilerin İlk İş Görüşmeleri

2004 yilinda, isten cikarmalardan cok ise alimlarin oldugu gunlerde tepe yöneticilerin ilk iş görüşmelerini anlattiklari haber Platin’de buyuk ilgi gormustu. Ozlemle andigimiz o gunlerin geri gelmesi dilegiyle yazıyı15 profesyonelin görevlerini güncelleyerek paylasiyorum.
‘İşe başlamak’ hayatta atılan en büyük ve önemli adımlardan biri... Bu önemli adım öncesinde hemen herkesi; iş aramak, işe başvurmak, sınav ve mülakat aşamalarından başarıyla geçmek, çalışmayı hayal ettiğiniz şirketten kabul veya ret cevabının gelmesini heyecanla beklemek, pozisyon ve maaşın ne olduğunu merak etmek gibi zorlu bir süreç bekliyor. Kimileri mezun olduktan sonra çalışmayı hayal ettiği şirkette, istediği pozisyonda kariyer basamaklarını tırmanmaya çabucak başlarken; kimileriyse başlangıç için biraz daha fazla beklemek ve sabretmek zorunda kalıyor. Bugün Türkiye’nin ve dünyanın önde gelen şirketlerinin üst düzey Türk yöneticileri, kendi işe başlangıç öykülerini gençlere örnek olmak amacıyla Platin’e samimiyetle anlattılar... Bazıları stajyer olarak girdiği şirketin genel müdürü olmayı başarmış, bazıları tesadüfen iş görüşmesine gittiği şirkete hemen kabul edilmiş. Rıdvan Yirmibeşoğlu, Hazım Ellialtı, Bülent Şenver, Zeynep Selgur, Metin Yurdagül, Salih Ertör, Emre Sayın, Cem Soysal, Ömer Dormen, Altan Demirdere, Diana Misim, Fındıkoğlu ve Can Kıraç.Her birinin hikayesi birbirinden çok farklı olsa da masanın iki tarafında da bulunmuş ve başarıya ulaşmış kişiler olarak gençlere tavsiyeleri aynı: “Hayati olmasa da hayat şekillendiren bu büyük başlangıç öncesinde ümitsizliğe kapılmayın, mülakata gideceğiniz şirketi tanıyın, mülakatta sakin ve dürüst olun, ne istediğinizi ve kendi yeteneklerinizi iyi bilin.”
Platin Dergisi -2004