22 Mayıs 2009 Cuma

NURİ TÜMBEK 50 YILINI BU KİTAPTA TOPLADI

İnşaat Mühendisi olarak geride bıraktığı 50. yılını kutlayan Yüksek İnşaat Mühendisi Nuri Tümbek, hayat ve iş tecrübelerini “Hayallerimi İnşa Ettim - Nuri Tümbek’in İnşaat Mühendisliği’nde 50. Yılı” isimli kitapta topladı. Yarım asırlık inşaat mühendisliği tecrübesini İnşaat Mühendisleri Odası’nın “Türkiye Mühendislik Haberleri” dergisinde yıllarca okuyucularla paylaşan Tümbek, değerli makaleleri ile iş ve özel yaşamındaki kişilerin görüşlerini bu kitapta buluşturdu. Kitabın satışından elde edilecek tüm gelir, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ile işbirliği içinde Mersin’deki kız çocuklarının eğitimi için kullanılacak. Tümbek’in kitabında yakın aile üyelerinin ve kızı METRO Group Türkiye Temsilcisi Nurdan Tümbek Tekeoğlu’nun duygusal yazılarının yanı sıra, iş yaşamında birlikte çalıştığı TEKFEN Holding’in Kurucusu Nihat Gökyiğit, Torunlar Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Aziz Torun, Akmerkez Genel Müdürü Zeynep Oral Akdilli, ve Mimar Sevgül Eroğlu Kayseriligil gibi isimlerin de Nuri Tümbek’e dair kaleme aldıkları değerli yazıları da bulunuyor.
Akşam Gazetesi- Oya Yaliman 2009

CAN KIRAÇ’TAN TAVSİYELER

Çok uzun yıllar Türk otomotiv sektörüne hizmet veren Can Kıraç’ın gençlere tavsiyeleri var. Günümüz koşullarını çok rekabetçi bulan Kıraç, gençlerin ukalalığa kaçmadan ne istediklerini iyi ifade etmeleri gerektiğini düşünüyor. Ukalalığa kaçan tavır sergileyen pek çok gençle karşılaştığını söyleyen Kıraç: “2000’li yıllarda işveren durumundaki kurumlarda yurtiçi ve yurtdışı rekabet geliştiği için iyi yetişmiş gençler tercih ediliyor. İyi yetişmek bana göre meslek sahibi olmak, 2 dili çok iyi bilmek ve bilgi teknolojilerine hakim olmak demek. Ne yazık ki günümüzde yeni neslin ‘bana özel araba ve cep telefonu tahsis edecek misiniz?” gibi sorularına şahit oldum. Ne istediğini bilen gençlere güvenmek gerek ama bazen aşırıya kaçıyorlar. Dengeli ve dikkatli olmaları lazım..”. Kendine güvenen gençlere asla teslim olmamalarını öğütleyen Kıraç’a göre fizyonomiye her zaman dikkat etmek, ve anadile vakıf olmak çok önemli. Birçok umut bağladığı gencin kendi diline vakıf olmadığını, kendini yeterince ifade edemediğini görüp hayal kırıklığı yaşadığını anlatan Kıraç, “Bizim zamanımızda Vehbi Bey iki yerde tutunamayanı işe almayın derdi ama bugün dengeler değişiyor galiba. Gençler ümitsizliğe kapılmadan direnmeliler” diyor.
Platin Dergisi 2004

BERNAR NAHUM ANLATIYOR...

Otomotiv sektörünün duayenlerinden Bernar Nahum, Can Kıraç’ın Koç Grubu’na girişi hikayesini şöyle anlatıyor: “Can’ın babası Ali Numan Kıraç ile Marshall Planı tebliğlerini hazırladığımız sırada Can Ankara Üniversitesi ’nde okumaktaydı. Bir gün Numan Bey bana Can’ın fakülteyi bitirmek üzere olduğunu on küsür yıl önce kendisine vermiş olduğum sözü yerine getirip getiremeyeceğimi sordu. Ben de cevaben: ‘Can çok popüler bir sima oldu. Türk Milli Talebe Federasyonu Başkanı sıfatını taşıyor. Bu durumda bir şirkete memur olarak girmek isteyeceğinden pek emin değilim...’ O yıllarda bir şirket sorumlusu zamanının yarısını ticaret bakanlığı koridorlarında geçirirdi. İşte gene böyle bir durum ortaya çıkmıştı. Ticaret Bakanı’nın özel kalem müdüründen bakanın beni kabul etmesini rica etmiştim. Özel kalem müdüründen o gün için bunun imkansız olduğunu bakanın Can Kıraç başkanlığında Talebe Federasyonu heyeti ile görüşmekte olduğunu ve görüşmenin uzun süreceği cevabını almıştım... Ben koridorda biraz daha dolaştıktan sonra, bakanlıktan ayrılırken yanıma çok yakışıklı bir genç yaklaştı: “Siz Bernar Nahum değil misiniz?” diye sordu. “Evet” cevabını verdim. O da “Ben Can Kıraç’ım” dedi. Bu kadar yıldan sonra kendisini tanıyamamam çok normaldi. “Sen çok yükselmişsin bakandan aşağısıyla görüşmezsin” dedim. “Siz bunlara bakmayın, yakında sınavlarım bittikten sonra öğrencilik hüviyetimi kaybederim. Bugün gösterilen ilgi unutulur gider” diye cevap verdi. Can hoşuma gitmişti! “Sınavlarını ver, diplomanı al ve derhal bana gel” dedim. Can Kıraç 29 Ağustos 1950 günü otomotiv şubesinin ziraat makinaları kısmında işe başladı. Tam hasat zamanı olduğundan teknisyenlerimiz tarlada biçer döverlerin tamir ve bakımıyla meşguldüler. Can’a da tulum giydirerek, yanına bir makinist verdim ve tarladaki çalışmalarda yardımcı olmasını istedim. İtirazda bulunmadan görevi kabul etti... Böylece 37 yıl Can’la beraber çalıştık....
Platin Dergisi 2004

“40 YAŞIMDA GENEL MÜDÜR OLMAYI PLANLAMIŞTIM, BAŞARDIM”

Diana MİSİM FINDIKOĞLU/Koç Bryce Genel Müdürü
IBM Türk’te Satış Temsilcisi pozisyonuna ilişkin geçirdiğimiz sınav ve sözel görüşmeler sonrasında dönemin Genel Müdürü Miray Tekelioğlu ile yaptığımız görüşmeyi unutamam. Kişisel gelişimimde önem verdiğim çalışmaları ve kişisel değerlerimi, iş hayatı, özel hayat ve sosyal sorumluluk anlamında misyonlarımı ortaya koyduğum pozitif geçen bir görüşmenin sonunda; Tekelioğlu: “Neden sizinle çalışalım, bizi ikna edin” dediğinde: “Teknoloji sektöründe dinamizm, rekabet, yenilik ve gelişmelere açık olmanın beni çok heyecanlandırdığını ve buna çok uygun olduğumu; Çalıştığım kurum için değer bilmek ve değer yaratmak’’ yönünde hareket etmenin benim için çok önemli olduğunu, hedefi belirleyip, başarmaya odaklandığımı ve hiçbir şart altında pes etmediğimi” söylemiştim. “Peki geleceğe ilişkin kariyer hedefiniz nedir?’’ dediğinde “Karşımdaki koltuğun görev ve sorumluluklarını üstlenmek istiyorum” demiştim. ‘O koltukta oturan Miray beyin kendisi idi’. Ben, 25 yaşımda hayatımda yapmak istediğim işi yapıyor olmayı hedeflemiştim. 30’umda müdür, 35’imde genel müdür yardımcısı, 40’ımda genel müdür olmayı ve asıl önemlisi taşıdığım sıfattan ziyade bu sorumlulukları üstlenmeyi planlamıştım. Ekibime liderlik etmeyi, stratejik planlar yapmayı, başarmak için savaşmayı, zorluklarda karamsar olmamayı, pes etmemeyi, şirketime değer katarak, sektörde başarılı çalışmalar gerçekleştirmeyi hedeflemiştim ve başarıyorum. Koyduğunuz hedefi nasıl oldurabileceğimize odaklanmak en önemli başlangıç noktası diye düşünüyorum.”
Platin Dergisi 2004

“MC DONALD’S'TA EN İLGİNÇ İŞ GÖRÜŞMEMİ YAŞADIM”

Sadi FANSA/Mc Donald’s Türkiye eski Genel Müdürü
Borusan Elektronik A.Ş.’de Genel Müdürlük yaptığım yıllardı. 1989 yılının sonlarında, McDonald’s’ı Türkiye’ye getiren 20 yıllık yakın arkadaşım Ali Vardar, aklımı çeldi ve bana McDonald’s Satınalma Müdürlüğü görevini teklif etti. Profesyonel iş hayatım işte bu noktada bir dönüm noktasına geldi. O yıllarda McDonald’s, Türkiye’de yeni organize oluyordu.Taksim’deki ilk restoranın daracık müdür odası, aynı zamanda şirketin idare merkeziydi. Borusan’da sahip olduğum geniş, rahat, modern ve şatafatlı Genel Müdür odasından sonra, bir restoranın daracık odasında iş görüşmesi yapmak beni çok şaşırtmıştı. Bana ülke satın alma müdürlüğü teklif etti. O dönemde üç adet McDonald’s restoranı vardı ve ürün çeşitliliği de azdı. Ali’ye dönerek şunu dedim, “Bu kadar az ürün için bir müdüre ihtiyacın yok, ben Borusan’dan arta kalan zamanımda, 1-2 saat uğrar sana yardımcı olurum.” 1980’lerin Türkiye’sindeki gıda güvenliği anlayışının, uygulamalarının, yaptırımların ve denetimlerin ne seviyede olduğunu gördükçe, Türkiye’de yapılacak işin ne kadar büyük ve zor olduğunu anladım. Arkadaşının ricasını kıramayıp 1 Mayıs 1989 tarihinde McDonald’s’ta çalışmaya başladım. Bir iki saatte yapılır dediğim işi için yıllardır gece yarılarına kadar çalışıyorum.
Platin Dergisi 2004

“GENÇLİĞİNİZİ KEYİF ALACAĞINIZ İŞE YATIRIN”

Murat ÖZTEZEL/Netron Bilgi İletişim Teknolojileri (NBİT) Direktörü
İlk iş mülakatımı İstanbul Teknik Üniversitesi Makina Mühendisliği’nden mezun olacağım sene Gümüşsuyun’daki okulumuzun karşısında bulunan Rabak Bakır İşletmeleri Genel Müdürlüğü’nde gerçekleştirdim. Firmayı pek araştırmamıştım doğrusu. Kariyerime başlamak için ne kadar önemli bir adım attığımı çok sonraları farkettim. Her iş yeri çalışılmadan önce elde ki imkanlarla mutlaka araştırılmalı. Rabak'a gidinceye kadar benim tek profesyonel iş tecrübem her yaz çok severek yaptığım mecburi stajlarımdı. Fabrika tozu çok yutmuş; ancak ofis kültürü almamış biri olarak, mülakat boyunca hayatımın geri kalanını şekillendirecek bir şey fark ettim. Ben ofiste sürekli çalışabilecek bir kişi değildim. Bu yüzden kendime ticaret ve koşuşturma gerektiren işleri seçtim. Bir dönem yurtdışında dünyanın sayılı bankalarından birisinde çalıştıktan sonra ofis insanı olmadığımı kesin olarak anladım. Şu an kendi işimi yapıyorum. Gençlere tavsiyem, her ne olursa olsun bugününüzün, yarınınıza doğru çizdiği çizginin bir ucu olduğunu unutmayın. Bu çizgiyi ne kadar bükebilseniz de çizginin en kısası ve düz olanı sizin için en doğru olanıdır. Bu nedenle en düzünü tercih edebilmek için bugün başvurduğunuz işi benden çok daha iyi araştırın. Sektörünüze iyi karar verin ve kesinlikle kendinizle inatlaşmayın. İdeal olana değil keyif alacağınız işe yatırın gençliğinizi...
Platin Dergisi 2004

“CV’LER AYNI OLURSA GENÇLER NASIL FARK YARATACAK?”

Hulusi DERİCİ /Marka İletişim- Başkanı ve Yaratıcı Bölüm Başkanı
Grafik tasarım bölümünde öğrenciyken, zorunlu stajım için ilanlara bakıyordum. Esin Ajans'la telefonla görüştüm, ‘tamam’ dediler. Ön görüşmeye en beğendiğim otuz tane yerli, otuz tane yabancı reklam hakkındaki yorumlarımı yazdığım klasörümü götürmüştüm. 1979 yılında okulu bitirince Günaydın Gazetesi'nin ilanına başvurdum. O dönemlerde CV hazırlanmıyordu pek. Görüşmeye gittim çok şık bir bey, bir kağıt uzattı önüme ve “bunu doldurun” dedi. "Tamam ama lütfen siz de benim sorularıma yanıt verin" dedim. Benim bu tavrım ilginç geldi galiba? Ben ilk iş görüşmesi yaptığım kişi tarafından işe kabul edildim. Mülakatta kendimden ve işi istediğimden emindim; ben de sorular sormuştum. Sorularımla da etkilediğimi düşünüyorum karşı tarafı. Bugün yeni nesil çocuklara yanlış şeyler öğretiliyor. ‘CV böyle yazılır, şöyle yazılır’ deniyor. Hiç anlayamıyorum, aynı okullardan mezun, aynı özelliklere sahip başarılı o kadar çok genç var ki CV yazma şekilleri de aynı olunca nasıl farklılaşacaklar birbirlerinden? Size bir örnek vereyim, bu sektörde deneyimsiz bir bankacıyı, reklam yazarı olarak işe almıştım. Çok etkileyici ve net bir mektupla başvurmuştu. Davet ettim. “Bankacılıktan sonra bu işe hazır mısın, emin misin?” diye sordum. “Evet” dedi. İşte o kişi, Tuğbay Bilbay şimdi Leo Burnett 'in creative direktörü. Gençler iş başvurularında fark yaratabilmeyi başarmalılar.

Platin Dergisi 2004